10 Aralık Hareketi Türkiye'de yıllardır tartışılan türban sorunu konusunda baştan itibaren şu görüşü savunmuştur:
"Özgürlük ve demokrasi ilkelerimiz uyarınca, dinin siyasi alanda istismarına yol açmayacak biçimde uygulanmak kaydıyla, yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin başörtüsü takmalarının toplumsal uzlaşma temelinde ve bu doğrultuda gerekli hukuki değişiklik yapılarak zaman içinde serbest bırakılmasını uygun bir çözüm olarak görüyoruz.
Buna karşılık, kamu personelinin tarafsızlığı ve kamu hizmetlerinin sunumunda yurttaşlar arasında eşitlik ilkeleri gereğince, kamu personelinin başörtülü hizmet sunamayacağını savunuyoruz. Kamu hizmetlerinin sunumuyla ilgili kısıtlamalar dışında, kadınların başlarını örtmeleri ya da açmaları yönünde her türlü baskının karşısındayız ".
AKP ve MHP'nin girişiminin yukarda değindiğimiz ve gerekli gördüğümüz toplumsal uzlaşmaya dayanmadığı açıktır. Toplumsal uzlaşmayı yalnızca parlamentodaki yeterli oy sayısı olarak yorumlamak büyük bir hatadır. Toplumun özgürce tartışmadığı, konuşmadığı bir ortamda "toplumsal uzlaşma"nın yaratılması mümkün değildir. Bunun da ötesinde başörtüsü sorununu özgürlüklere dayanarak gündeme getiren hükümet 301. madde gibi, tüm özgürlüklerin temeli sayılan ifade özgürlüğünün önündeki engeli kaldırmayı ağzına bile almamaktadır.
Bugün gözlemlenen gerilim türban sorununun tek başına ele alınamayacağını ve çözülemeyeceğini bir kez daha kanıtlamaktadır. İnanç özgürlüğünü içtenlikle temel alan bir yaklaşımın zorunlu din derslerine karşı çıkması, Alevi yurttaşların taleplerine ve gayrimüslim yurttaşların sorunlarına da özgürlükçü bir yaklaşım getirmesi gerekir. Dolayısıyla hükümetin girişimi güven vermemekte ve kuşkuyla karşılanmaktadır. Toplumun önemli bir kesimi AKP politikalarının Türkiye'yi laiklikle bağdaşmayan bir düzene götüreceği kaygısını taşımaktadır. Nitekim bazı AKP'lilerin bu kuşkuyu doğrulayan açıklamaları ancak parti disiplini tehdidi ile durdurulmuştur.
AKP ve MHP'nin girişimi şimdiden bir gerilim ve kutuplaşma yaratmıştır. Bu girişim sorunu çözer gözükürken yeni bir gerginliğe yol açmaktadır. Eğer bu değişiklik kabul edilirse, Anayasa Mahkemesi'nde görüşülürken de, karara bağlandıktan sonra da bu gerilimin kolayca ortadan kalkacağını ummak olanağı yoktur. Bugünden bu kadar gerilim yaratan bu girişimin önümüzdeki dönemde de Türkiye'yi meşgul etmeye devam edeceği açıktır. Bu konu, Türkiye'nin çok ihtiyaç duyduğu istikrar ve toplumsal barışı zayıflatacaktır.
Demokrasi diyalog ve uzlaşma rejimidir, dayatma rejimi değildir.
Bu girişim durdurulmalı ve öncelikle gerçekçi bir toplumsal uzlaşmanın sağlanması hedeflenmelidir.
10 Aralık Hareketi
adına
Prof. Dr. Burhan Şenatalar |
|