son beş yıl içerisinde ülkemizin en mağdur kesimlerinin içinde bulundukları şartların iyileştiği, daha iyi gelir sahibi kesimlerinin ise durumlarının kötüleştiğidir. Benzeri bir çıkarsamayla eğitim seviyesi daha düşük olanların ekonomik durumları iyileşmiş, daha iyi eğitim almış olanların ise onlar kadar iyileşememiş olduğunu da söylemek mümkündür. Etnik köken ve mezhepsel açıdan incelediğimizde AKP'nin ülke ortalamasından çok daha fazla oy aldığı Arap kökenli ve Sünni Hanefi mezhebinden seçmenlerin de ekonomik şartlarının iyileştiği ve yolsuzlukla mücadele açısından iktidarı diğer kesimlere göre daha başarılı gördükleri düşünülebilir.
Elbette durum bu değildir. Öncelikle söz konusu veriler elimizde olmadığı için ne yazık ki bu çapraz analizleri yapamamaktayız. Söylemeye çalıştığımız anket çalışmalarının bazı açılardan zayıf kaldığı, verilen yanıtların kimi zaman nedensellik ilişkilerini ölçmeye yetmediği, kimi zaman da anketin uygulandığı kişilerin verdikleri yanıtlarla aslında perdeleme yaptıkları ve kendilerini ve yanıtlarını rasyonalize ettikleridir. Bu bağlamda daha iddialı sonuçlar çıkarabilmek için derinlemesine mülakatlar gibi daha farklı yöntemlerin kullanılması da gerekmektedir. Öte yandan anket sonuçlarını hiçe saymak ve onları göz ardı edip afaki çıkarsamalarda bulunmak da söz konusu edilmemelidir.
- AKP'nin Başarısının Nedenleri
Anket çalışmalarında elde edilen sonuçlara yönelik yukarıdaki rezervlerimizi sıraladıktan sonra bütün bu verilerin ışığında seçmenlerin davranışlarında nelerin belirleyici olduğunu düşündüğümüzü aşağıda sıralamaktayız;
- Küresel Büyüme, Sosyal Yardım ve İstikrar
12 Eylül askeri darbesinin ardından geçmiş olduğumuz serbest piyasa ekonomisi ile devletin sosyal mekanizmaları ve ekonomideki rolü güdükleştirilmiştir. Uygulanan serbest ekonomi politikaları sonucunda özellikle şehirlerin varoşlarında yaşayan dar gelirli aileler sürekli kemer sıkmakla yüzleşmiş, gerek kısıtlı kaynaklar, gerek iktidar partilerinin bu kaynakların paylaşımına yönelik tercihleri, gerekse de yoğun şekilde yaşanan yolsuzluklar sonucunda yitirilen kaynaklar nedeniyle yaşam şartları bu kesimler için çok ağırlaşmıştır. Devletin sosyal ve ekonomik yaşamdaki rolü 1999 ve 2001 yıllarındaki ekonomik krizlerin neticesinde yaşanan kaynak darlığı nedeniyle son yıllarda yok olma seviyesine inmiştir. AKP'nin en büyük şansı ve seçim başarısının ardındaki en büyük neden, bu iki krizin ardından, özellikle de küreselleşme nedeniyle gelişmiş ülkelerden dünya genelinde gelişmekte olan ekonomilere yönelik hızlı bir kaynak akışının olduğu bir dönemde iktidara gelmiş olmasıdır.
Küresel sermaye akışının neticesinde 2002 yılından bu yana dünyada gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinin tamamına yakını hızlı bir şekilde büyümektedir. IMF verilerine göre ülkemizde, satın alma paritesi (SAP)temelli kişi başına düşen milli gelir 1997 yılında dünya ortalamasına çok yakınken (Türkiye 6200 USD, dünya ortalaması 6500 USD), yaşanan iki kriz sonrasında makas açılmıştır. Bu rakam 2002 yılında ülkemizde 6000 USD'nin altına düşmüş, dünya ortalaması ise 7800 USD'yi yakalamıştır. 2002 yılının ardından gerek |