2023'te Türkiye ekonomisi
YUSUF IŞIK
Türkiye ekonomisinin 2023'te erişebileceği duruma ve sahip olacağı dinamiklere ilişkin olabildiğince gerçekçi düşünceler ortaya koyma çabasının en büyük yararlarından biri, bu çabanın bize ekonomimizin dünya ekonomisinin ana gelişme mecrasına ne ölçüde yakınsayabileceği hakkında fikir verebilecek olmasıdır. İkincisi de dünyadaki gelişme sürecini güçlü bir biçimde yakalayabilmek için bugünden uygulanması zorunlu politikaların genel çerçevesini ve bu çerçevedeki politikalar izlenmediği takdirde ortaya çıkacak gecikme maliyetinin boyutunu görmemize katkı sağlamasıdır. On altı yıl sonrasının durumu kuşkusuz olumludan olumsuza çok farklı nitelikler taşıyabilecektir. Gelişmelerin bir bölümü Türkiye'nin tek başına etkileyemeyeceği, dünya ekonomisindeki temel eğilimler ya da ani büyük olaylar gibi dışsal nedenlere bağlı olacaktır. Ama çok daha büyük bölümü Türkiye'nin kendi tercih ve uygulamalarından kaynaklanacaktır. Dolayısıyla Türkiye'nin ekonomik geleceği esas olarak kendi elindedir ve bugünden itibaren yapacaklarına ve yapmayacaklarına bağlıdır. Burada dünyadaki ana gelişme eğilimleri ve Türkiye'nin ihtiyaçlarının gerektirdiği politikaların uygulanması durumunda ortaya çıkacağı öngörülen resmin ana çizgi ve renkleri, dolayısıyla yalnızca iyimser seçenek ele alınmaktadır. Ama bu iyimserlik aynı zamanda gerçekçilik sınırları içinde kalmaktadır. Bu kısa yazıda ulaşılması mümkün olan durumu yansıttığı düşünülen resme odaklanılmakta, bu duruma ulaşmak için gerekli politikaların incelenmesi yer almamaktadır. Bununla birlikte ortaya konan resim bu politikaların genel nitelikleri ve vurgu noktaları hakkında da ipuçları vermektedir. Diğer taraftan artan bir hızla değişen bir dünyada 16 yıl sonrasına ilişkin bir resmin gerek dünya gerekse Türkiye boyutları bakımından, çizgi ve renkleri belirgin bir resim olarak değil, daha ziyade geniş çerçeveli bir öngörüler eskizi olarak görülmesi gerektiği açıktır.
Türkiye ekonomisi yüksek bir büyüme potansiyeline sahiptir. 2004 yılında yayınlanan bir uluslar arası çalışmanın bulgularına göre Türkiye'nin kişi başına GSYİH'sı 2023'e kadar yaklaşık yılda ortalama % 5 artarak, satınalma gücü paritesine göre o yılki AB ortalamasının % 57'sine ulaşabilecektir. 2001 krizi sonrasının, o dönemde alınan geniş kapsamlı önlemlerin ve yapılan düzenlemelerin ve bunların uygulanmasının da etkisiyle gerçekleşen kesintisiz yüksek büyüme süreci kısmen de olsa bu potansiyelin varlığını yansıtmaktadır. Türkiye ekonomisi aynı zamanda yaklaşık 6-7 yıl içinde AB üyeliği için gerekli koşulları yerine getirme potansiyeline sahiptir ve Türkiye 2023'ten önce AB üyesi olacaktır. Diğer taraftan büyüme ve ekonominin bileşenleri, kuşkusuz erişilen hız ve büyüklük kadar önem taşıyacaktır.
2023'e doğru dünya ekonomisinin Bilgi Ekonomisi'ne dönüşümü çok daha büyük bir yaygınlık, derinlik ve kapsamlı yeni özellikler kazanacaktır. Özellikle temel bilimlerin üretimdeki doğrudan yerinin ileri boyutlara varmasıyla yepyeni olanaklar ve büyük değişiklikler ortaya çıkacaktır. İşlem kapasiteleri bugünkülerin yüzbinlerce katına varacak olan bilgisayarlar hemen her alanda çözüm bulma olanağını olağanüstü ölçüde artıracaktır. Bu kapasitenin nanoteknoloji, genetik ve matematikle bir araya gelmesiyle hücrenin tamamı modellenerek önemli hastalıklarda yeni etkili tedavilere ve çözümlere ulaşılacaktır. Diğer taraftan yeni özelliklere sahip bitki türleri elde edilecektir. Enerjide, dünya çapında enerji sorunu çözülmese de, etki alanı geniş yeni çözümler bulunacaktır. Küresel ısınma ve çevre sorunları ciddiyetini koruyacak ama bu alanlardaki bozulmayı sınırlamaya katkı sağlayacak yeni teknolojik gelişmeler gerçekleşecektir.
Bilişimin yeni sınırlara ulaşmasının da katkısıyla makinaların bilişsel, diğer bir deyişle algılama ya da tanıma özelliklerinden yararlanıl-
|