|
I-DÜNDEN BUGÜNE TÜRKİYE'NİN SİYASAL-ANAYASAL GÜNDEMİ
A) ANAYASAL GELİŞMELER HARİTASI
Bizde anayasacılık hareketi Batı anayasacılığına göre 100 yıllık bir gecikmeyle başladı. İlk Anayasa olarak 1876 Kanun-ı Esasi'den 1982 Anayasası'na kadar 1921, 1924 ve 1961 Anayasaları dahil olmak üzere 5 ayrı anayasal metin hazırlanmış ise de; her birinde kısmî ya da önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu nedenle, Türkiye'deki anayasal gelişmeler, sadece sayılan 5 anayasa metni ile değil, aynı zamanda her birinde yapılan değişikliklerin yönlerinin saptanmasıyla ancak ortaya konabilir.
1909 değişiklikleri Kanun-ı Esasi'yi aşma amacını hedeflediği gibi, Osmanlı anayasacılığını aşma iradesi de 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nu (TEK) damgalıyordu. 1924 TEK ise, 1921 metnini tamamlama ve onun ilerisine geçme amacıyla kaleme alınmıştır.
1961 Anayasası'na gelince; hukuk devletini kurmak suretiyle, gerek erkler ayrılığı ve gerekse hak ve özgürlükler bakımından çağdaş anayasacılık akımıyla özdeşleşmeyi başardığından, 1924'ün başlattığı anayasal rejimi yeni bir eşiğe taşımış bulunuyordu.
1982 Anayasası ise, yapımına egemen olan anlayış ve üzerindeki değişiklikler yönünden, öncekilerin ortak özelliklerinden ayrılmaktadır. Şöyle ki;
1982 Anayasası; geçmişe, geçmiş döneme ve yaşanan güncel olaylara tepki özelliğinin en ağır bastığı metin olarak, 1876'dan beri tanık olunan ilerlemeci anayasa çizgisinden sapmayı ifade etmektedir. Yürürlüğe girişinin üzerinden sadece 5 yıl geçtikten sonra değiştirilmeye başlanması da, bunun kanıtıdır. 1982 Anayasası, yalnızca Türkiye anayasacılığında bir kırılma noktası değil, aynı zamanda çağdaşlarının da gerisine düşen bir metindir.
Bu açıdan, günümüzdeki Anayasal arayışları yerli yerine oturtabilmek için, önceki süreci şu şekilde özetleyebiliriz: 1961 hukuk devletinin "kuruluş"una, 1982 hukuk devletinden "sapma"ya, 1987 sonrası Anayasal değişiklikler ise hukuk devletinin "onarım"ına denk düşer. Niçin ve nasıl?
1961 Anayasası; sadece "hukuk devleti" deyimini ilk kez kullanan bir anayasa olmakla kalmamış, aynı zamanda erkler ayrılığı yoluyla hak ve özgürlükler güvencesini de öngörerek, kurum ve kurallarıyla hukuk devletini inşa etmeyi amaçlamıştır. Sistematik olarak önce insan hakları, sonra da bunları güvenceleme hedefinde devlet organlarını yapılandırmıştır. Hak ve özgürlükler, sistematik olarak düzenlendikten başka, sadece korunması değil, aynı zamanda ilerletilmesi de güvencelenmiştir. Öte yandan, dengeli biçimde yapılandırılan üç devlet erki dışında özerk ve uzman kuruluşlara verilen öneme de işaret edilmelidir. Kurduğu fren ve denge mekanizması ile Anayasa, bir "özgürlük belgesi" olarak nitelenmeyi hak etmiştir.
1982 Anayasası; özgürlük yerine otoriteye öncelik tanımak suretiyle, 1961'in oluşturduğu kurumlar arası uyumu bozmuştur. Çağdaşları ile karşılaştırıldığında ise, örneğin aynı dönemde hazırlanan Yunanistan, Portekiz ve İspanya anayasaları, gerek yapım tarzı ve gerekse içerik bakımından, demokratik olmayan rejimlere tepki olarak birer "uzlaşma belgesi" ortak özelliğini yansıtmaktaydı. 1982 ise, olağanüstü ara rejimde iktidarı elinde tutanların şekillendirdiği bir "vesayet belgesi" niteliğine bürünmüştür. İşte bu nedenledir ki, 1982 Anayasası hukuk devletinden sapmayı ifade etmektedir.
1987'de başlayan hukuk devletini onarıma yönelik değişiklikler ve son girişimler, yakın geçmişin değinilen deneyim ve belirsizlikleri ışığında anlamlandırılmalıdır. |
|
|