|
uluslararası sözleşmeler hakkında TBMM'nin uygun bulma kanunu çıkarma ve sonrasında onay kararnamesinin gecikmesi, KHK'lerin TBMM'de görüşülmemesi, AYM'nin kararlarını geç açıklaması, vb). Bu çerçevede ortaya çıkan sorunlar, ilgili kurumun varlık nedenini sorgulama boyutuna varabildiğinden, ihmalleri önleyici düzenlemeler "yetki-görev-sorumluluk" halkasını yansıtacak biçimde düzenlenmelidir.
d) Mali ve ekonomik hükümler
Devlet gelir ve giderlerinde saydamlık, denetlenebilirlik ve hesap verme ilkesi egemen kılınmalı.
Devlet gelirlerinin belirlenmesinde adalet ilkesi, açıkça Anayasal hüküm haline getirilmelidir.
e) Anayasa'nın yürürlüğü, korunması ve değiştirilmesi
Geçici hükümler, Anayasa'nın kuracağı yeni kurumlara ilişkin yasaların ivedilikle çıkarılmasına yönelik emredici anayasa hükümleriyle sınırlı olmalıdır. Bunun dışında, 1982'de olduğu gibi Anayasa'nın hazırlanması sırasında işlev gören şahıslara ayrıcalık/dokunulmazlık tanıyan, bunlar için onursal kurumlar yaratan (Cumhurbaşkanlığı Konseyi) vb. ayrıcalıklara kesinlikle yer verilmemelidir.
Anayasa'nın değiştirilmesine yönelik usul, önceki olumsuzluklar da dikkate alınarak özenle oluşturulmalı, karmaşık bir yöntemden kaçınılmalı.
Anayasa'nın özünün korunmasına yönelik değişmezlik konusu, cumhuriyet ve onun temel ilkeleriyle sınırlı olarak tasarlanmalı; değişmezlik öngören hükmün değiştirilme yolu da açıkça kapatılmalıdır.
SONUÇ: NE KADAR MÜMKÜN?
Gerçekten yeni bir anayasa istiyorsak, girişim "sivil"den, yani toplumdan kaynaklanmalıdır. Başta sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları, demokratik kitle örgütleri olmak üzere, uzmanlar ve duyarlı yurttaşlar anayasa platformları veya koalisyonları oluşturmalıdır. Böyle bir sahipleniş, Türkiye siyasal yaşamında geçerli olan anayasa algılamasını değiştireceği gibi, ortaya çıkacak belgeye "toplumsal sözleşme" özelliğini de kazandıracaktır. Anayasa, katılım ve sahiplenme ölçüsünde "ortak kimlik" niteliğine bürünebilir. Aceleye getirmeden, serinkanlı bir şekilde görüşüp tartışarak ortaklaşa oluşturulacak bir Anayasa, uzun erimli bir "birlikte yaşam paktı" niteliğini kazanabilir. Unutmamalı ki, tüm bu söylenenler, anayasal dönüşümle ilgilidir; zihniyetlerin dönüşüme uğraması ise, ancak bir evrim sürecinde mümkün olabilir.
Prof. Dr. İbrahim Ö. KABOĞLU
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı |
|
|