|
gibi, "kültürel, dinsel ve dilsel değerlere ve çeşitliliğe saygı" esas alınarak, toplumsal zenginliğimizi yansıtan açılımlara yer verilmeli.
Mülkiyet hakkı, 1961'de olduğu gibi yine sosyal hak olarak düzenlenmelidir.
İlke olarak, sosyal ve kültürel haklar, toplumda "fırsat eşitliği"nin yaratılması ereğinde adeta bir "sosyal ve kültürel anayasa" niteliği kazandırılmalı. Bu özellik, Türkiye'nin dışa açılmasının itici gücü olarak da algılanmalıdır.
Sosyal devlet ilkesinin, II. kuşak hakların gerçekleşmesinde başlıca siyasal araç olduğu unutulmamalıdır.
Sendika, sosyal güvenlik ve toplu sözleşme hakları, çalışanlar bütününe tanınmalıdır.
Kadın, engelli, çocuk ve gençlerin sosyal yaşamda korunması önemsenmelidir.
Eğitim anaokulundan lise sona kadar zorunlu kılınarak, herkesin nitelikli eğitim alma hakkı güvence altına alınmalı.
dd) Çevre, barış ve gelişme hakları (III. kuşak haklar)
"Dayanışma" hakları (çevre, gelişme, barış), "sürdürülebilir gelişme" ilkesinden hareketle düzenlenmeli.
İnsanlığın ortak malvarlığının korunmasına önem verilmeli; farklı din ve kültürlere ait her tür eserin ülkenin tarihsel birikimi ve zenginliği olduğu açıkça yazılmalı.
a) Cumhuriyetin Kurumları
Gerek kurumlar arası ve gerekse toplum-devlet arası denge arayışında iktidar, "buyurma"dan çok, "yönetişim" anlayışına dayandırılmalı, erklerin birbirine bağımlılığı değil, işbirliği ve karşılıklı dengeleme ilkesi esas alınmalı.
aa) Yasama
Yürütmenin yasamanın egemenlik alanından çıkarılması, temel ilke olarak alınmalıdır.
Yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığı hukuk önünde yöneten-yönetilen eşitsizliği yaratmayacak ve parlamenter güvencesini sağlamak amacını aşmayacak eşiğe çekilmeli; sorumluları hesap vermeye zorlayacak somut ve etkili kurallar öngörülmelidir. Yöneten-yönetilen eşitliğinin sağlanması, hukukun etkililiğini sağlamada da önemli işlev görecektir.
Çift meclisli yapı ile TBMM'nin dengelenmesi açısından, senatonun kurulması üzerinde düşünülmelidir.
Kural koyma yetkisi açısından yasamanın tekel yetkisi esnetilerek, karar alma sürecine yönetilenlerin demokratik katılımı ilke olarak sağlanmalıdır. Bu anlamda, yarı-doğrudan demokrasi araçlarının (yasama referandumu, halkın girişimi ve halkın vetosu) tanınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
bb) Yürütme
Parlamenter rejimin mantığına aykırı ve "kurumlar arası işbirliği" ilkesini zedeleyici yetkiler, törpülenmelidir.
Bakanların milletvekilliğinin, başbakanın ise parti genel başkanlığının otomatik olarak düşmesi vb. öneriler, yasamayı yürütmenin -
|
|
|