|
aa) Hak ve özgürlüklerin genel düzeni
Gelinen noktada insan hakları, modern Dünya'nın "yeni ideoloji"si konumunu kazanmıştır. Dolayısıyla, haklar toplumunun ancak "insan haysiyeti" temelinde kurulabileceği temel ilke olarak alınmalı.
İnsan hakları, yeni Anayasa'da herkese eşit olarak, farklı haklar arasında hiyerarşi yaratmayacak biçimde, bütüncül, gelişmeci ve dayanışmacı yaklaşımla tanınmalı.
İlişkiler yönünden; sadece yurttaş-devlet değil, yatay ilişkiler (insan-grup, insan-kurum, insan-çevre, insan-iktisadî faaliyetler) düzleminde de insan hakları ihlâllerini önleme gereği benimsenmeli.
"İnsan haklarına dayalı, lâik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti"ni hedefleyen Anayasa; "haysiyet-eşitlik-özgürlük" üçlüsünden hareketle, "ülke-insan-devlet" sıralaması üzerinde inşa edilen bir metin olmalı.
Hak ve özgürlükler listesinin ucu açık tutularak, ortak güvence ölçütleri saptanmalı, sınırlama nedenleri hak-özgürlük türüne göre farklılaştırılmalı.
Usulî güvenceler olarak; hak arama özgürlüğü önündeki engeller kaldırılarak, yargısal, idarî ve siyasal düzlemde etkili başvuru yolları öngörülmeli. Mesela, ihlâl durumunda devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkını düzenleyen, ancak hiç uygulanmayan (özgürlüklerin korunmasına ilişkin) Anayasa m. 40 vb. usuller, somut kurallarla etkili kılınmalı. Ayrıca, Anayasa Yargısı açısından, bireylere "anayasa şikayeti" olanağı tanınmalıdır.
Bugüne kadar çalıştırılmayan insan hakları kurum ve kurulları, Anayasal güvenceye kavuşturulmalı (Kurumsal güvenceye, idari örgütlenme kısmında da yer verilebilir)
bb) Kişi özgürlükleri ve siyasal haklar (I. kuşak haklar)
Yaşam hakkının dokunulmazlığı yeniden tartışmaya açılmaksızın, kişi özgürlüğü ve güvenliği pekiştirilmeli. Düşünce, inanç ve örgütlenme özgürlükleri, demokratik toplumun vazgeçilmezleri olarak güvencelenmelidir.
Kişi haklarından özellikle düşünce ve örgütlenme özgürlüklerinin sınırlanması ve yaptırımı ile, bir sonraki kısımda yer alan girişim özgürlüklerinin sınırlanması arasındaki dengesizlik giderilmelidir. Yani, siyasal haklar üzerindeki katı tutum ve kültürel haklar konusundaki ürkeklik esnetilmeli; iktisadî sektörde ise düzen ve denetim öne çıkmalıdır. Bu bağlamda yeni anayasa, özellikle ifade özgürlüğüne ilişkin maddenin, hakkın etkili bir biçimde kullanılması ile bağdaşmayan sınırlama sebeplerine yer verilmemelidir.
Anayasanın tüm bireylerce sahiplenilmesini sağlama ereğinde, "anayasal yurttaşlık" bilinci yerleştirilmelidir. Böylece, "ortak kimlik belgesi" olarak algılanması, anayasal yurtseverlik bilincinin gelişimini de besleyebilir. Bu yönde, hak ve özgürlüklerin muhatabı bakımından; sadece yurttaşlara tanınan siyasal haklarda Türk yerine yurttaş denilebilir. Siyasal haklar bakımından, "Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı", kapsayıcı ve farklılıklara olanak tanıyıcı kimlik olarak tasarlanmalı.
Türkiye'de ikamet eden yabancıları yurttaşlık statüsüne yaklaştırıcı olanaklara da yer verilebilir (örneğin, yerel yönetim seçimlerinde yabancılara da oy hakkının tanınması vb.)
cc) İktisadi, sosyal ve kültürel haklar ve özgürlükler (II. kuşak haklar)
İktisadî, sosyal ve kültürel haklar, ayrı ayrı, ama dengeli bir bütünlük içinde düzenlenmeli. Tıpkı Avrupa Anayasa Taslağı'nda olduğu - |
|
|