|
Türkiye ve Kuzey Irak İlişkileri, öncesi, bugünü, geleceği
PROF. İLTER TURAN
Kuzey Irak Sorununun Oluşumu ve Mevcut Durumu
Türkiye'nin Kuzey Irak sorunu Birleşik Devletlerin Irak'ı işgalinden önce başlamıştır. Bilindiği gibi, Saddam Hüseyin'in Irak lideri olduğu dönemlerde dahi PKK Kuzey Irak'ta yuvalanarak Türkiye'ye oradan saldırılar düzenliyor, Güneydoğu'da asayiş sorununun derinleşmesine yol açıyordu. Onun içindir ki, bölgeyi denetleyemeyen Irak hükümeti Türkiye'nin teröristleri sıcak takip anlaşmaları çerçevesinde izlemesine izin vermeye mecbur bırakılmıştı. Körfez Harekatı'ndan sonra Irak Kuvvetlerinin 36. paralel yukarısındaki mevcudiyet ve faaliyetinin kısıtlanması PKK'nın bu bölgede daha rahat hareket etmesini sağlamış, bununla birlikte, Türk Kuvvetleri de nisbeten geniş bir serbesti ile bu bölgede Türkiye'ye karşı hareketleri denetleme olanağına kavuşmuştu. Buna rağmen, terör olayının iç ve dış kaynaklı girift yapısı, olayın hiçbir zaman tamamen denetim altına alınmasına olanak tanımamıştır.
ABD'nin Irak'ın işgalini gerçekleştirmek için Türkiye'den istediği kolaylıkları sağlayamaması sonucu yeni bir durum ortaya çıktı. Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesi olanaksızlaştı. Bu bölgenin denetimi, ülkeyi işgal eden Amerika ve onunla işbirliği yaparak Amerika'nın Irak'taki en güvenilir müttefiki konumuna girmiş olan Irak Kürtlerinin eline geçti. Irak'taki Amerikan varlığına karşı Araplar arasındaki direniş güçlendikçe, Amerika Kuzey Irak'ı bu bölgede oluşan yönetime emanet etti.
Günümüzde Kuzey Irak'taki Amerikan varlığı sınırlıdır. Diğer bölgelerde Amerika'nın karşılaştığı direnme bu bölgede yoktur. Amerika, Irak'tan çekilmesinin önemli bir bölümünü Kuzey Irak üzerinden gerçekleştirmeyi tasarlamaktadır. İşgal sonrası Amerikan varlığının devam etmesini sağlayacak üslerden bir veya ikisi bu bölgede bulunacaktır. Özetle, Birleşik Devletler'in Irak'taki mevcut durumu, işlerini Kuzey Irak yönetimi ile birlikte yürütmesini zorunlu kılmaktadır.
Türkiye'nin Kuzey Irak Sorunu ve Türkiye-Kuzey Irak İlişkileri
Türkiye, Amerikan müdahalesinden sonra oluşturulan federal sistemde ortaya çıkan Kuzey Irak Kürt eyaletini kuşku ve rahatsızlıkla karşılamıştır. Bu tavrın altında bölgenin aslında bağımsızlığını kazanmak için fırsat kolladığı, Türkiye'nin Kürt nüfusunu da kendisine katmak için genişlemek isteyeceği ve kendi başına yaşaması güç olduğu için büyük güçlerin oyuncağı olacağı endişeleri yatmaktadır. Türkiye'nin kendi Kürt nüfusunu topluma entegre etmeyi daha çok kültür türdeşleşmesi ve asayiş sağlanması olarak tanımlaması, farklılıkları demokratik bir çerçeve aracılığıyla sağlanan bir bütünlüğe dönüştürememiş olması, ülkemizin duyduğu rahatsızlığı arttırmaktadır.
Bu verilerin ışığında Türkiye'nin Kuzey Irak'taki oluşumlara tepkisi olumsuz olmuş, gelişmeler görmezlikten gelinmek istenmiştir. Başta bölge yönetimin başkanı Barzani olmak üzere Kuzey Irak yetkilileriyle ve tüm Irak'ın cumhurbaşkanı olmasına rağmen Kürt kökenli diye Celal Talabani ile görüşmekten uzak durulmuş, bazı Türk yetkililer tarafından bu kişileri küçümseyen ve aşağılayan ifadeler kullanılmıştır. Buna karşılık, özellikle Barzani Türkiye'den gelecek hasmane hareketlere karşı koyacaklarını, bunu başaracak güçte olduklarını iddia etmiş, daha da ileriye giderek Türkiye içinde de müttefikleri olduğunu, onları da harekete geçirebileceğini ima etmiştir. Kısa süre önce Irak Hükümeti ile yapılan anlaşmaya sıcak takip hükmünün konması Barzani yönetimi tarafından engellenmiştir. Şu sıralarda Kuzey Irak'a askeri müdahalede bulunmak üzere TBMM'ne tezkere sevkedilme çabaları ilişkileri şüphesiz daha da gergin bir düzeye getirecekir. |
|
|