|
açısıyla yurttaşı ve sivil toplumu güçlendirmek ve etkinleştirmek devletin görevleri arasında yer alacaktır. Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin son yıllarda çok kullandığı 'aktif yurttaş-aktifleştiren devlet' sloganı böyle bir anlayışı yansıtır.
Öte yandan da siyaset alanı içinde partiler dışındaki örgütlenme türlerinin önemi ve ağırlığı artacaktır. Sendikalar, meslek örgütleri, vakıflar, dernekler, girişim, platform vb. her türlü yapı içinde çok çeşitli amaçlar için biraraya gelen yurttaşlar geniş anlamda siyasetin özneleri olarak üretken bir çaba içinde bulunacaklardır. Böyle bir bakış açısı toplumdaki tüm kurumların ( yerel yönetimler, okullar, işyerleri vb.) sürekli olarak daha katılımcı ilişkilere geçmesi anlamını da taşımaktadır.
Solda yenilenmeyi zorunlu kılan meselelerden biri de Türkiye'de solun son yıllarda bırakın iktidar olmasını, muhalefet görevini bile yerine getirememesi. 10 Aralık Hareketi, siyasetin bu ikinci alanını, muhalefet olmayı nasıl tanımlıyor?
Siyasete yukarda vurgulanan açıdan yaklaşınca, muhalefet sözcüğü de yeni bir anlam kazanacaktır. Basitleştirilmiş bir yaklaşımla üç tür muhalefet yapma tarzından söz edebiliriz. Bunlardan birincisi, çok sık karşılaştığımız iktidara endekslenmiş, negatif muhalefet tarzıdır. Bu tarzda iktidarı eleştirmek esastır, dolayısıyla sürekli olarak iktidarın eksikleri ve yanlışları vurgulanırken, hatta zaman zaman abartılırken aslında muhalefet iktidarın gündemini izlemekten öteye geçemez olur ve bu anlamda da bağımlılaşır. Bu muhalefet anlayışında zaman zaman çok sert üsluplar ve tutumlar görülmesi ve siyasetin sürekli bir münazaraya, giderek kayıkçı kavgasına dönmesi olasılığı yüksektir. İkinci muhalefet tarzı, teknik olarak alternatifler getirmeye çalışan, ancak kısa vadeli ve pragmatik bir bakış açısını aşamayan yaklaşımdır. Üçüncü muhalefet tarzı ise yukarda açıklanan siyaset anlayışına dayanan ve 'bireyin, toplumun ve düzenin dönüşümü'nü amaçlayan yaklaşımdır. Bu yaklaşımda muhalefet iktidara endeksli olmayı aşar, zaman zaman iktidarı eleştirir, zaman zaman kendi gündemi ile proje oluşturur ve uygular. Bu bakış açısıyla yapılan siyasette muhalefetin anlamı genişlemiştir ve yarının dünyasını bugünden kurma işlevini içermektedir. 'Bireyi, toplumu ve düzeni dönüştürmek' misyonunun gerçekleştirilmesi yalnızca iktidarda olma koşuluna bağımlı değildir ve yapılması tasavvur edilen işlerin tümü ne zaman ulaşılacağı belli olmayan bir iktidar dönemine ertelenmez.
Siyasetin anlamının ve alanının genişlediği, katılımın yaygınlaştığı günümüz dünyasında partilerin rolü ve ağırlığı da azalmıyor mu?
Partilerin rolü azalıyor gibi gözükse de, başka bir açıdan artacaktır. Çünkü partilerin işlevi ve rolü de genişlemekte ve çeşitlenmektedir. Bu yeni durumda partilerin geçmişe göre çok daha üretken ve çok daha dinamik olmaları gerekecektir. Günümüz dünyasında küreselleşme süreci içinde iletişim hızlanmakta, ucuzlamakta ve kolaylaşmaktadır. Aynı şekilde ekonomik ve sosyal ilişkiler de artmakta, hızlanmakta, uluslararasılaşmakta ve karmaşıklaşmaktadır. Ülkelerin ekonomik ve sosyal politikaları geçmişe göre çok daha büyük bir ölçüde uluslararası koşullara ve kısıtlamalara bağlıdır ve bu anlamda ülkelerin iktisat politikası uygulama olanakları da zayıflamıştır. Bu durum kuşkusuz ulus devletin ortadan kalktığı ya da yakında ortadan kalkacağı anlamına gelmez, ancak dış koşulların ve dış kısıtların etkisinin ciddi biçimde arttığı açık olarak görülmektedir. Böyle bir dünyada partilerin gerçekçi ve etkili politikalar üretebilmeleri için geçmişe göre daha güçlü, daha donanımlı olmaları gerekeceği de açıktır.
Hızla değişen bir dünyada partilerin yeni koşulları doğru okuyabilen, bilgi ve görüş üretme ve yayma hızları yüksek kuruluşlar olmaları gerekmektedir. Bu saptamanın birinci sonucu, parti kadrolarının birikim ve donanımlarının yüksek olması gereğidir. Dolayısıyla partiler - |
|
|